ÇOCUK EĞİTİMİNDE ANNE BABAYA ÖNERİLER
1. Çocuğunuza iyi bir eğitim vermek istiyorsanız ilk önce çocuğunuzu her yönüyle tanımaya çalışın.
2. Anne baba çocuğuna duyduğu sevgiyi koşula bağlı olarak göstermemelidir. Yani sevginizi sadece çocuktan beklediğiniz belirli davranışlara bağlı olarak göstermeyin.
3. Yetersiz sevgi ve sıkı disiplinle yetişen çocuk değersizlik duygusuna kapılacak ve saldırgan bir tutumla kendini kabul ettirmeye çalışacaktır. Ayrıca sevginin davranışlarla yeterli gösterilmemesi, kendine ve çevreye güvensizlik yaratabilir. Aşırı sevgiden kaynaklanan ilgi ise çocuğu boğar, bağımlı ve güvensiz bir ilişki yaratır.
4. Aşırı verici ve koruyucu bir biçimde sunulan sevgiyle, bebek gibi bakılan çocuk, yaşının gerektirdiği ruhsal gelişimi gösteremeyerek kendini ifade ve iletişim yeteneğinden yoksun olabilir.
5. Anne baba çocuğun barınma, beslenme, korunma gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasına özen göstermelidir. Aksi durumda temel ihtiyaçların eksikliğinden kaynaklanan zayıf bir psikolojik ve bedensel gelişmeye yol açabilir.
6. Yaşına göre kendisi ile ilgili bazı kararlar almasına teşvik etmelisiniz. Aldığı kararları beraberce tartışmalı ve düşüncelerine saygı duymalısınız.
7. Anne ve baba çocuğun yaptığı davranışları ilgi ve anlayışla izlemeli. Çocuk, yaratıcılığını geliştirecek etkinliklerde bulunurken anne-baba bu ortamı çocuğun sınırlarına müdahale etmeden sadece çocuğun etkinliği sırasında kendisine zarar verecek davranışlarında çocuğu koruyacak bir konumda gözlemlemelidir.
8. Çocuğun aile içinde özgür bir şekilde gelişmesine, yeteneklerini en üst düzeyde ortaya çıkarmasına izin vermeli ve bunların oluşmasında gerekli ortam ve koşulları hazırlamalı.
9. Anne–baba, aile içinde katı kurallar koymak yerine, zamana ve duruma göre değişebilen esnek kurallar koymalı, kararların alınmasında da çocuğa fikir danışılmalı fakat tüm bunları gerçekleştirirken aile, çocuk merkezli (Aile için alınan bütün kararlarda son sözün çocuğa ait olması ya da sadece çocuğun isteklerine önem verilmesi ) bir aile haline getirilmemeli.
10. Ana babanın koymuş olduğu kurallara her iki tarafında uyması bunları davranışları ile göstermesi gerekmektedir. Davranışlardaki tutarsızlık aile içindeki uyumu bozabilir.
11. Ana baba çocuklarına fiziksel ceza uygulamaktan kaçınmalıdır. Ceza, çocuğun kişiliğine değil de davranışlarına yönelik olmalıdır. (örneğin sen sakarsın yerine daha dikkatli olabilirsin denilebilir) Ceza verilmesi gerekiyorsa hemen uygulanmalı ve üstü örtülmemelidir.
12. Anne-babanın çocuğa olan davranışların da tutarlı olması gerekir. Çocuğa annenin ayrı babanın ayrı davranışlar göstermesi çocuğun şaşırmasına sebep olabilir ve çocuğun olumlu davranışlar göstermesini engelleyebilir.
13. Anne babanın uyguladığı disiplin, tutarlılık ve esneklik gibi iki temel özellik içermelidir. Katı ve baskıcı disiplinle davranışı yönlendirmeyi amaçlayan anne-baba; çocuğun kendilerine karşı korku, öfke ve kızgınlık içinde olmasına neden olur, çocuğa saldırgan olmayı ve sorunlarını şiddet yoluyla çözmeyi öğretir, zayıf vicdan ve ahlak gelişimine yol açar
14. Disiplin hem yeteri kadar hem de çocuğun yaşına uygun olmalıdır. Kurallar açık olmalı ve uygulanabilmelidir. Anne-babalar çocuklarına sevgi, anlayış, sabır ve hoşgörü ile disiplin vermelidir.
15. Çocuğunuzdan beklentilerinizi onun kapasitesi oranında belirleyin. Çok düşük ya da aşırı bir beklenti içinde olmayın.
16. Çocuğunuzun Okulu ile sürekli bir diyalog halinde olun. Çocuğunuzun okuldaki başarı ve başarısızlıklarından haberdar olun.
17. Karneye karşı aşırı tepkide bulunmak, çocuğu suçlamak ve yargılamak, onunla iletişimi kesmek, küçük düşürmek, başarısızlığını sürekli yüzüne vurmak, çocuğun kendisini değersiz ve yetersiz hissetmesine yol açabilir.
18. Çocuk bağımsız olmaya teşvik edilmeli, bağımsız çalışma alışkanlığı kazandırılmalıdır.
19. Çocuğu utanç uyandıracak bir şekilde eleştirmemeli, daha önemlisi başarısızlıkları altında yatan sebepler araştırılmalı ve ortadan kaldırılmalı.
20. Çocuğun kitap okuma alışkanlığının kazanılması ancak anne babanın ona örnek olmasıyla gerçekleşir. İlk önce çocuğunuza örnek olunuz.
21. Çocuğun ilgi alanlarının keşfedilip hemen yönlendirilmesi yararlıdır. Örneğin çocuk uzaya ya da gezegenlere ilgi duymuşsa buna ilişkin dergiler, kitaplar alınabilir. Birlikte kütüphanelere gidip, çocuğa araştırma zevki tattırılabilir.
22. Suçlayıcı ve olumsuz ifadelerden kaçınılmalıdır. Bunun yerine çocuğun yakınmaları karşısında onun duygularını paylaşmak en etkili çözüm olmaktadır.
23. Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. Bu durum çocuğun kendini yetersiz görmesine neden olabilir
MEHMET YELALDI
REHBER ÖĞRETMEN
BAŞA DÖN
|
BU GECE SENİN KADAR HİÇBİR ŞEY BENİ İLGİLENDİRMİYOR OĞLUM
Dinle oğlum.
Sen uyurken düşündüklerimi, yine sen uyurken yazıyorum.
Usulcacık odana girmiştim. Minicik ellerinden biri yanağının üzerinde kıvrılmış, terleyen alnına düşen sarı kaküllerin ıslanmıştı. Pembeleşmiş, melekleşmiş yüzüne bakıyordum. Demin gazete okurken içimde doğan pişmanlık rüzgârı ile yatağının kenarına sürüklenmiştim. Suçlu suçlu seni seyrediyordum. Ağlayacak gibiydim oğlum.
Sana kızmıştım. Okula gitmek üzere hazırlanırken yüzün iyi yıkamadığın için seni azarlamıştım. Eşyalarını yere attığın için sana şiddetle bağırmıştım. Kahvaltı sofrasında da sana bir sürü kabahat bulmuştum. Yemeklerini üstüne döküyordun. Dirseklerini masaya dayıyordun. Lokmalarını iyi çiğnemeden yutuyordun. Ekmeğine fazla yağ sürüyordun.
Sen okuluna, ben işime gitmek üzere evden çıktığımız zaman, elini sallayıp bana “Güle güle babacığım” dediğinde ben yine kaşlarımı çatıp “Omuzlarını dik tut” diye seni azarladım.
Bu setliğim akşamüzeri de devam etti. Eve doğru yürürken seni dizlerini yere dayamış misket oynarken gördüm. Çorapların da yırtılmıştı. Seni önüme katıp eve getirerek arkadaşlarına mahcup ettim. Ve sana “Çoraplar pahalı! Kendin alsaydın daha dikkatli olurdun” diyerek çıkıştım. Düşün oğlum. Bunları söyleyen, yapan bir babadır.
Daha sonra çalışma odamda gazetemi okurken sessizce yanıma geldiğini hatırlıyorsun değil mi? Gözlerinde mahzun bir ifade vardı. Sen karşımda tereddüt içinde dururken, rahatsız edilmiş bir insan edası ile “Ne istiyorsun!” diye sana bağırmıştım. Sen, hiçbir şey söylemeden atıldın ve kollarını boynuma doladın. Ve beni öptün.
Yaratıcının kalbine verdiği; ilgisizliğimin, sertliğimin bile söndüremediği sevginin kuvveti ile kolların boynumda sıktın. Sonra döndün ve koşarak merdivenden çıktın.
İşte oğlum, birkaç dakika önce gazetemi okurken içimi dolduran pişmanlık ve korkunun sebebi buydu. Çok geçmeden gazete elimden kaydı. Yıkılmayan çoşkun sevgine karşılık sana mükafat olarak hep azarlamayı, bağırmayı vermiştim. Seni sevmiyor değilim. Senden, yapabileceğinden çok fazla şeyler istediğimi, senden kendi yaşımdaki birinin davranışlarını beklediğimi şimdi anlıyorum.
Halbuki senin karakterinde ne güzel, ne samimi, ne dürüst şeyler var. Senin mini mini kalbin, ufuklarda dolaşan şafaklar kadar büyüktü. Bunu beni kucaklayıp öpmenle gösterdin. Bu gece senin kadar hiçbir şey beni ilgilendirmiyor oğlum. Karanlıkta odana geldim. Yatağının ucunda utanç içinde diz çöktüm ve gözyaşlarıma mani olamadım. Oğlum.
Bunları sana uyandığında söylesem anlayamazsın, biliyorum. Fakat yarın gerçek bir baba olacağım. Sana bir arkadaş gibi davranacağım. Seninle şakalaşacağım. Sana sarılıp öpeceğim. Dilimin ucuna kötü sözler geldiğinde dilimi ısıracağım. Ve daima “O daha küçük bir çocuk” diyeceğim.
Ben sana bir çocuk değil, yetişkin muamelesi yaptım. Ancak şimdi seni yatağında mışıl mışıl uyurken görünce, henüz bir bebek olduğunu anladım. Annenin kucağından daha dün ayrılmadın mı? Daha düne kadar başını annenin omuzlarına dayayıp dalıp gitmiyor muydun?
Senden çok fazla şey istedim oğlum, çok fazla…
Uyandığın zaman seni mutlu etmek, sevginin karşılıksız olmadığını anlatmak ve kendimi affettirebilmek için seni doya doya öpeceğim.
BAŞA DÖN
|
BEŞİKTEKİ KEDİ
Çocuğum geçen gün doğdu;
Dünyaya normal yolla geldi.
Fakat yakalanacak uçaklar ve ödenecek faturalar vardı;
Yürümeyi ben uzaktayken öğrendi.
Ve ben farkına varmadan konuşmaya başladı.
Ve büyüdükçe şöyle dedi:
Senin gibi olacağım baba.
Biliyorsun senin gibi olacağım.
Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık.
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam
“Eve ne zaman geleceksin baba?”
“Ne zaman olur bilmiyorum.
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz.”
Oğlum geçen gün on yaşına girdi:
“Top için teşekkürler baba” dedi.
“Gel oynayalım.
Bana nasıl vuracağımı öğretir misin?”
“Bugün olmaz” dedim.
“Yapacağım birçok şey var.”
”Problem değil” dedi. Ve yürüyüp gitti.
Fakat gülümseyişi hiçbir zaman sönükleşmedi.
“Onun gibi olacağım.
Biliyorsun onun gibi olacağım” dedi.
Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık.
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
“Eve ne zaman geleceksin baba?”
“Ne zaman olur bilmiyorum.
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz.”
Bir önceki gün okuldan geldiğinde;
Ona söylemek istedim.
“Oğlum, seninle gurur duyuyorum, biraz yanıma oturur musun?”
Kafasını salladı ve gülümseyerek,
“Asıl istediğim şey baba, arabanın anahtarını ödünç almak:
Seni sonra görürüm, verir misin lütfen?” dedi.
Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık.
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
“Eve ne zaman geleceksin baba?”
“Ne zaman olur bilmiyorum.
Fakat geldiğinde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz.”
Uzun süre önce emekli oldum, oğlum yanımdan ayrıldı:
Geçen gün onu aradım.
“Eğer bir mahsuru yoksa seni görmek istiyorum.” Dedim.
“İsterdim baba, eğer zaman bulabilirsem.” Dedi.
“Biliyorsun yeni işim çok karışık ve çocuklar nezle,
Fakat seninle konuşmak gerçekten güzeldi baba.
Seninle konuşmak çok güzeldi.”
Ve telefonu kapattığımda,
Onun bana benzediğini;
Oğlumun benim gibi olduğun fark ettim.
Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık.
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
“Eve ne zaman geleceksin baba?”
Ne zaman olur bilmiyorum.
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz.
BAŞA DÖN
|
20 DOLARLIK VAKİT
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş. Çocuk babasına: “Baba 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun?” diye sormuş. Zaten yorgun gelen adam: “Bu senin işin değil!...” diye cevaplamış. Bunun üzerine çocuk: “Babacığım, lütfen bilmek istiyorum.” Diye ısrar etmiş. Adam “illa bilmek istiyorsan 20 dolar” diye cevap vermiş. Bunun üzerine çocuk: “Peki bana 10 dolar borç verir misin?” diye sormuş. Adam iyice sinirlenip: “Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi derhal odana git ve kapını kapat!” demiş. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış. Adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş. Belki de gerçekten lazımdı. Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Yatağında olan çocuğa: “uyuyor musun?” diye sormuş. Çocuk “hayır” diye cevap vermiş. “Al bakalım istediğin 10 doları. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim” demiş. Çocuk sevinçle haykırmış; “Teşekkürler babacığım.” Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış. Adamın yüzüne bakmış ve yavaşça paraları saymış. Bunu gören adam iyice sinirlenerek: “Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun? Benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok.” Demiş. Çocuk: “Ama yeterince yoktu.” Demiş ve paraları babasına uzatarak: “İşte 20 dolar. 1 saatini alabilir miyim?” demiş.

BAŞA DÖN
|
ÇOCUĞUNUZU OLDUĞU GİBİ SEVİN…
Bebekler de büyükler gibidir. Yeryüzünde hiçbir bebek başkasına benzemez. Hepsinin gelişme şekli de değişiktir. Kiminin vücut yapısı kuvvetli olur; erken diş çıkarır, erken yürür. Kimi daha zayıf bünyelidir. Çocukluk yaşlarında da daima bu değişikliğe rastlanır. Her çocuk hem vücut yapısı hem ruhi durumu bakımından ötekinden farklıdır. İşte bu durum anne bakaya önemli görevler yükler.
Çocuğunuzu, bütün özellikleriyle sevin. Kendisinde bulunmayan vasıfları aramayın, bunları kazandırmak için çocuğu sıkıştırmayın. Bu öneriyi ruhi sebeplerle veriyor değilim. Neden, sandığınızdan daha önemlidir. Çocuk çekingen, becer7iksiz olabilir. Hareketleri, davranışları ağır olabilir. Onu olduğu gibi kabul etmeniz kendi kendisine güvenmesini sağlar, mutlu yapar. Bu sayede ondaki yeteneklerden faydalanmak mümkün olur; güçlüklere karşı koyar. Anne babanın olduğu gibi kabul etmediği çocuk daima bir eksizlik duyar, kendine güvenmez. Bu durum, onda bulunan yetenekleri de gerektiği gibi kullanmasına engel olur. Uğradığı başarısızlık onu büsbütün sarar, güçlüklere karşı koyamaz.
BAŞA DÖN
|
PULSUZ DİLEKÇE
Sevgili anneciğim, babacığım;
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum.
Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim. Bana yaka uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunlarda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonucunu kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kemdim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
Büyümeyi istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.
Bana kesin ve karalı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor hem de bundan yaralanmadan edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi izler bırakır. “Ben senin yaşında iken…” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.
Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar soru sorduğum anlardır. Açıklamalınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni desteleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karışlaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim. Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açı5klamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğundan daha iyi ve daha değerli görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum, ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok almağını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden “örnek çocuk” olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana – baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bene yeter.
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler
Çocuğunuz
BAŞA DÖN
|
SENİ UYURKEN SEYRETTİM
Sevgili çocuğum, seni uyurken seyretmek, nefes alışını duymak için sessizce odana girdim. Gözlerin kapalı huzur içindesin. Sarı buklelerin melek yüzünü çerçeveliyor. Bur kaç dakika önce çalışma odamda çalışırken birdenbire içimin sıkıldığını fark ettim. Dikkatimi işime veremedim ve bu yüzden sessizce seninle konuşmak üzere odana geldim.
Bu sabah, yavaş giyindiğin için sabırsızlanıp, sana söylendim. Yemek fişini kaybettiğin için seni azarladım ve kahvaltı ederken gömleğine süt döktüğün için sana sert sert baktım. “Yinemi?” dedim, içimi çekerek ve başımı kızgınlıkla iki yana salladım. Sense bana bakıp, tatlı tatlı gülümsedin ve bana “Hoşça kal. Anneciğim!” dedin.
Öğleden sonra, sen odanda oynayıp, yatağına dizdiğin oyuncaklarına bağıra çağıra şarkı söylerken, ben telefon konuşmalarımı yapıyordum. Sana sessiz olmanı işaret ettim. Sonra yine bir saat kadar telefonda konuştum. Daha sonra bir asker gibi sana emir verdim. “Oyalanıp durma, çabuk ödevini yap!” Bana “Peki, anneciğim” dedin ve hemen çalışmaya koyuldun. Sonra da odandan hiçbir ses gelmedi.
Akşam ben masamın başında çalışırken, korkarak yanıma geldin ve bana umutla “Anneciğim, bu gece kitap okuyacak mıyız?” diye sordun. Sana kesin bir dille, “Bu gece olmaz dedim”. “Odan hala karmakarışık! Sana kaç kez anımsatacağım odanı toplamanı!” Bayın önünde, odana gittin. Çok geçmeden geri geldin ve kapının yanından bana bakınca, “Şimdi ne istiyorsun?” diye sordum aksi bir ses tonuyla.
Hiçbir şey söylemedin, yanıma geldin, boynuma sarıldın ve beni öpüp, “İyi geceler, anneciğim. seni seviyorum!” dedin. Sonra da aceleyle odana gittin. Daha sonra, duyduğum vicdan azabı nedeniyle boş boş masama bakarak uzun bir süre oturdum. Acaba neden böyle davrandım, diye düşündüm. Beni kızdıracak hiçbir şey yapmamıştın. Sadece büyümeye ve öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi davranmıştın. Bugün yetişkinlerin sorumluluklarla dolu dünyasında kendimi kaybettim ve sana harcayacak enerjim kalmadı. Bugün sen benim öğretmenim oldun, beni öpmeyi, bana iyi geceler dilemeyi unutmadın ve üstelik ruh halimin iyi olmadığını fark edip, parmaklarının ucunda gezdin.
Şimdi seni uyurken seyrediyorum ve bugünü yeni baştan yaşamak istiyorum. Yarın, ben de sana, bugün senin bana gösterdiğin anlayışı göstereceğim. Böylelikle belki gerçek bir anne olabilir. Uyandığında sana sıcacık gülümseyip, okuldan geldiğinde sana moral vereceğim ve yatmadan sana kitap okuyacağım. Sen gülünce gülüp, sen ağlayınca ağlayacağım. Kendime daha büyümediğini, bir çocuk olduğunu ve senin annen olmaktan mutluluk duyduğumu anımsatacağım. Bugün senin anlayışlı davranışın bana çok dokundu ve bu yüzden gecenin bu saatinde sana teşekkür etmeye geldim. Çocuğum, öğretmenim ve arkadaşım olduğun ve bana gösterdiğin sevgi için.
ÖLÇÜLÜ VE DÜZENLİ YAPILAN HER ÇALIŞMANIN SONU BAŞARILI OLUR!..
Bu bölümde, düzenli, bilinçli ve planlı bir çalışma için yapılması gerekenler üzerinde durulmuştur. Verimli çalışma gerçekleştirilmesi gereken aşamaları dikkatle inceleyeceğiz ve uygulamaya çalışacağız.
Çalışma konusunda yaşanan problemler benzerdir, çözüm yolları da benzerdir. Önemli olan bu çözümleri uygulamaktaki ustalıktır.
BAŞARMAK İÇİN...
Kişiyi yaşam karşısında güçlü kılan yaşam hedefleri ve bunları gerçekleştirmek için sarf ettiği çabadır. Doğru hedef ve bilinçli çaba her öğrenciyi hedeflediği başarıya götürür.
Hedef Belirlemek Neden Önemlidir?
Geleceğe yönelik hedefler kişiye öncelik sırasına göre aşılacak engellerle ilgili bir yaşam bir yaşam programı sunar. Geleceğe yönelik hedeflerin aşamaları doğru oluşturulduğunda, kişi enerjisini hedefi doğrultusunda çok daha etkin bir biçimde kullanılabilir.
BAŞA DÖN
|
SEVGİLİ ANNECİĞİM
Daha karnındayken benimle konuştuğun ve bana arkadaşlık ettiğin için,
“Doğduğun gün hayatımın en güzel günüydü” dediğin için,
Pişiklerimi pudralayıp beni rahatlattığın için,
Ben öğreninceye kadar sonsuz kere “anne… anne… anne…” tekrarladığın için,
Gömleğimin kollarını kullanmayayım diye, elinde bir mendille burnumu silmeye koştuğun için,
Sürekli “Neden? Neden? Neden?” sorularını sormamı isteklendirdiğin için,
Piyeste tek satırı unutunca, seyirciler arasında oturduğun yerden fısıldayarak hatırlattığın için,
Çok güzel gülümsemelerin için, “benim en iyi arkadaşım” olduğun için,
Bana güvendiğin için, uzaktan seven bir anne olmadığın için,
Hasta olduğum günlerde bütün gece başımda beklediğin için,
Benimle güldüğün, benimle ağladığın için,
“Seni seviyorum” dediğin için,
“Ben sana söyledim!” lerini dilinin ucuna gelse de yuttuğun için,
Üniversiteye gideceğim yıllarda uzaklara gittiğinde, gözyaşlarını gizlemeden beni özleyeceğini söylediğin için,
Eğitimin bütün kilitli kapıları açacağını öğrettiğin için,
İhtiyacım olduğunda sürekli yanımda olduğun için,
Hiçbir şeni kolay elde edilemeyeceğini, başarılı olmak için çok çalışmak gerektiğini öğrettiğin için,
Yaşamının en güzel yıllarını bana adadığın için,
Bana, sevgimi ifade etmeyi öğrettiğin için,
“Benim biricik annem sen olduğun için TEŞEKKÜRLER…”
Ve hepsinden çok evrendeki “en iyi anne” olduğun için TEŞEKKÜRLER

BAŞA DÖN
|
GÜCÜNÜZÜ GELİŞTİRMEK ELİNİZDE
Hedefler, yapmamız gereken çalışmaların planlanmasında bize yol gösteren kılavuzumuzdur. Hedefe ulaşmak, bilinçli ve disiplinli bir çabayı zorunlu kılar.
Hedefinize Yönelik Olarak Gelişebilme İçin;
- Hedeflerinizi gerçekçi biçimde tanımlayın.
- Ne kadarlık bir gelişme hedefi belirleyeceğinizi saptayın.
- Çalışmalarınız engelleyen nedenleri belirleyin.
- Zamanı en iyi biçimde değerlendirmek için çalışma programı belirleyin.
- Çalışma zamanlarını verimli biçimde değerlendirmenizi sağlayacak öğrenme tekniklerini kullanın.
- Sınavda zamanı etkili biçimde değerlendirmek için sınav tekniğinizi geliştirin.
Hayatınız Kimin Denetiminde?
Çalışmaya başlamak ve bunu verimli biçimde sürdürmek konusunda temel faktörlerden biri, kişinin hayatıyla ilgili sorumluluk ve kararları almak konusundaki istekliliğidir. Bu ise çalışma için "iç disiplin" geliştirilmesini gerektirir.
Hayatınızla ilgili sorumluluğu rastlantılara bırakırsanız çalışmanızı engelleyecek pek çok sebebiniz olacaktır.
Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğun bütünüyle size ait olduğunu kabul ederseniz çalışmaya başlamanız ve sürdürmenizi engelleyen sebeplerden hiçbiri sizi çalışmalarınızı programlamaktan ve sistemli olarak yürütmekten alıkoyamaz.
BAŞA DÖN
|
Zamanı programlamak yaşamı programlamaktır. Başarıya ulaşmak isteyen gencin zamanı günlük olayların akışı içinde rastlantılara bırakmadan, amacı doğrultusunda, planlı olarak kullanması gerekir.
Çalışma Programınızı Hatırladınız Mı?
İyi bir program "ne zaman çalışmalıyım" , "neyi çalışmalıyım", ne kadar çalışmalıyım", "nasıl çalışmalıyım" sorularına yanıt verebilmelidir.
Ne Zaman Çalışmalıyım?
Öğrenciler, çalışma zamanlarını ayarlama yönünden farklılık gösterirler.
Bir yanda, zaman buldukça, istek duydukça, sınavlardan hemen önce çalışarak “ toplu öğrenme” yapan öğrenciler bulunur. Bir taraftan çalışmaları zamana dağıtıp programlı olarak sürdürerek “ aralıklı öğrenme” yapan öğrenciler vardır.
Uzun dönemli ve kalıcı bir öğrenme için çalışmayı en verimli olunan zamanlara düzenli aralıklarla dağıtarak programlamak gerekir.
Neyi Çalışmalıyım?
Belleğimize ulaşan herhangi bir bilgiyi kendimiz için anlamlı kılmaz ve düzenli aralıklarla tekrarlamazsak kısa sürede unuturuz.
Bu nedenle haftalık ders çalışma programı düzenlenirken yeni işlenen konulara öncelikli olarak yer verilmelidir. Bu konularla ilgili çalışmalardan kalan zamanlara daha önce öğrenilmiş konulardan o haftanın planına alınacak olanlar dengeli biçimde yerleştirilmelidir.
Nasıl Çalışmalıyım?
Konularla ilgili çalışmalar planlanırken, o konudaki öğrenme miktarının doğru değerlendirilmesi ve çalışma tekniğinin buna göre değerlendirilmesi gerekir.
Öğrenme Amaçlı Çalışmalar: Yeni edinilen uygulama ve yorumlamakta güçlük çekilen bilgilerle ilgili çalışmalardır. Bilginin ana kavram ve kurallarının analizi, bol ve değişik soru çözümü yoluyla kullanma gücünün geliştirilmesi amaçlanır. Bu tür çalışmalarda eksiklerin belirlenmesi ve en kısa sürede giderilmesi öğrenme miktarının artması açısından zorunludur.
Koruma ve Süratlenme Amaçlı Çalışmalar: Konu özelliklerinin iyi bilindiği, öğrenilmiş koşullarla ilgili süreli test çözümü çalışmalardır. Amaç;bilgilerin düzenli tekrarlar yoluyla korunması ve hızlı kullanma becerisinin geliştirilmesidir.
Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır?
Haftalık bir program hazırlanırken günlük etkinliklerin ayrı ayrı gözden geçirilmesi gerekir. Okula gidiş-geliş saatleri, çalışma ve tekrar yapmak için ayrılan süre (başlayış-bitiş saatleriyle), yemek için verilen aralar, dinlenme, gezme ve hobiler için ayrılabilecek zaman belirlenir.
Uygulanabilir bir program hazırlayabilmeniz için her hafta ihtiyacınıza göre tüm bu etkinlikleri yeniden gerçekçi biçimde planlamanız gerekir.
- Haftalık çalışma programı düzenlenirken en verimli saatlerin çalışmaya ayrılmasına dikkat edilmelidir. En verimli çalışma ikişer saatlik dilimler halinde gerçekleştirilendir. Bu sürenin; kısa çalışma (40 dk.) tekrar (10 dk.) ve dinlenme (10 dk.) tekrar çalışma (40 dk.) biçiminde yürütülmesi önerilir.
Planlanan çalışmalar, hafta içinde belirlenen çalışma gün ve saatleri dikkate alınarak zamana dağıtılmalıdır.
- Çalışma programı hazırlandıktan sonra çalışma odasında görülebilecek bir yere asılmalı ve günlük çalışmalar düzenli olarak kontrol edilmelidir.
Haftalık Çalışma Programı Hafta Sonu Gözden Geçirilerek:
- Zamanı kullanmada yeterlilik,
- Gerçekleştirilemeyen çalışmalar,
- Çalışılan konularda belirlenen eksiklikler, açısından değerlendirilmeli ve bir sonraki haftanın programında bu aksamalar giderilmelidir.
Not: Rehberlik ve Psikolojik Büromuz isteyen tüm öğrencilere bireysel çalışma programlarını hazırlama konusunda yardımcı olmaktadır.
Verimli Öğrenme Nedir, Nasıl Sağlanır?
Verimli çalışma, düzenli bir çalışma ortamında, önceden hazırlanmış bir plana uygun ve dikkati çalışılacak konuya yoğunlaştırarak yürütülen çalışmadır.
Bilginin alınması (anlama) işlenmesi (öğrenme) ve hızlı kullanma becerilerinin geliştirilmesi (süratlenme) aşamalarında doğru öğrenme tekniklerinin uygulanması yoluyla verimli bir öğrenmenin sağlanması mümkündür.
- Derse ön hazırlıkla gelerek, aktif dinleyerek, anlaşılmaya noktaları soruya dönüştürerek, düzenli notlar tutarak dersi daha iyi anlayabiliriz.
Alınan bilgiler kullanılabilir ve korunabilir bilgilere dönüştürmek için evde zaman ve içerik açısından iyi düzenlenmiş bir çalışma programı hazırlayabiliriz.
- Öğrendiğiniz bilgileri zamana karşı hızlı kullanabilme becerisini geliştirebilmek için süratlenme amacıyla düzenli aralıklarla süreli test çözümü yapabiliriz.
Başlamak için geç kalmış sayılmazsınız. Gücünüze güvenmeniz, gerçekçi ve uygulanabilir bir çalışma programı hazırlamanız ve başarabileceğinize inanmanız yeter. Her gün, amacınız doğrultusunda yapacağınız küçük bir adım, ilerdeki yıllarda büyük başarılar getirecektir.
Neden Düzenli Tekrar Yapmalısınız?
Bir öğrenme olayında sonra öğrenilenlerle ilgili bilgileri hatırlanma oranı önce biraz artar sonra hızla azalır. Bunun nedeni bize ulaşan tüm bilgilerin önce “kısa süreli belleğe” gelmesi, gerekli işlemlerin tamamlanmasından sonra daha uzun süreli korumanın olduğu “uzun süreli belleğe” transferidir. “Kısa süreli bellek” te az miktarda kısa sürede korunabilir. İlk öğrenme anından başlayarak yaptığınız tekrarların sayısı ve düzenliliği, bilgi kaybınızı en aza indirerek zaman kazanmanızı ve daha hızlı gelişmenizi sağlayacaktır.
Tekrar Programı Nasıl Uygulanır?
Düzenli tekrarlardan oluşan tekrar programının, hatırlanan miktarın düşünmeye başladığı noktadan itibaren uygulanması gerekir.
- Tekrar: Öğrenme çalışmasının hemen sonunda yapılacak 10 dakikalık bir tekrar, hatırlanan miktarın bir gün korunmasını sağlar.
Tekrar: Öğrenme çalışmasında yaklaşık 24 saat sonra yapılacak
5-10 dakikalık tekrar öğrenilen bilginin bellekte bir hafta saklanmasını sağlar.
- Tekrar: Bir hafta içinde yapılan 5-10 dakikalık tekrar öğrenilenleri bir ay bellekte saklanmasını sağlar.
Tekrar: Bilgi öğrenildikten bir ay sonra yapılacak 5-10 dakika sonra tekrar bilgilerin uzun dönemli bellekte son derece güçlü biçimde yerleşmesini sağlar.
Dikkat: 1. tekrar , notları gözden geçirilmesi yoluyla gerçekleşir. Diğer üç tekrar da bir kağıda, hiçbir yere bakmaksızın konuyla ilgili hatırlananların tümü yazılmalı ve daha sonra notlardan kontrol edilerek eksikler düzeltilmelidir. Her tekrar çalışmasından sonra, konu ile ilgili soruların çözümü yoluyla tekrarlanan bilgilerin pekişmesi sağlanmalıdır.
MEHMET YELALDI
Rehber Öğretmen
BAŞA DÖN
|